30 Aralık 2016 Cuma

Ameliyat sonrası ağrı

ameliyat sonrası ağrı


Bana hastalarım tarafından en çok sorulan sorulardan biri “ ameliyat sonrası ağrım olacak mı? “ sorusu. Ağrı kişiden kişiye, yapılan işlemin içeriğine, ağrıyı gidermek için yapılan işlemlerin etkiliğine, kişinin ruhsal durumuna göre değişen bir değerdir. Ama takdir edersiniz ki insanın eline bir diken bile batsa ağrıdığına göre ameliyat sonrası hiç ağrın olmayacak söylemi kandırmacadan ibarettir. Biz cerrahlara ve ekip arkadaşlarımız olan anestezi uzmanlarına düşen ise bu süreci olabildiğince az ağrılı geçirmenizi sağlamaktır.

Biz mümkün olan en az ağrı için ne yapıyoruz ?

  1. Ameliyat bölgesini, ameliyat öncesi veya esnasında uzun etkili ağrı kesiciler ile uyuşturuyoruz. Ağrının en yoğun olduğu süre ilk 24 saattir. Bahsettiğim uzun süreli ağrı kesiciler 24 saat etkili olduğu için bu süreyi olabildiğince rahat geçirmenizi sağlayacaktır. Daha sonrasında zaten olağan dışı bir gelişme olmadıkça günlük ağrı kesicilere cevap vermeyen bir ağrınız olmaz.
  2. Ameliyat sonrası hastane yatış sürecinde ağrı kesici protokolü hazırlıyoruz.
  3. Buz uygulaması yapıyoruz.
  4. Mümkün olduğu kadar hızlı hastayı mobilize ediyoruz. Mobilize olan hasta daha çabuk iyileşir.
  5. Mümkün olduğu kadar hastanın yıkanmasına ve evine dönmesine izin veriyoruz. Yıkanan hasta ve ev yaşantısına dönen hasta günlük hayatına döndüğü için rahatlar çabuk iyileşir.
  6. Taburcu ederken evde kullanılacak ağrı kesici reçete ediyoruz.
  7. Hastaların 24 saat bize ulaşmalarına imkan veriyoruz. Kendini güvende hisseden hasta daha çabuk iyileşir. Ağrısı artmaz, giderek azalır. Korku ağrıyı arttıran bir faktördür.


Mümkün olan en az ağrı için ve çabuk iyileşme için size ne görevler düşüyor ?


  1. Hastanede yatarken size verilen tedavi ve önerilere harfiyen uymalısınız. Çünkü bunların hepsi bilimsel olarak ispatlanmış ve size özel hazırlanmış tedavilerdir.
  2.  Taburcu olduktan sonra verilen ilaçları düzenli kullanmalısınız. Ağrınız olmasa da kullanın. Çünkü bu ilaçlar şişliklerin de çabuk inmesini sağlar.
  3. Ameliyat sonrası ilk hafta buz uygulaması hem ağrıyı azaltır. Hem de iyileşmeyi hızlandırır. Ancak her ameliyatta aynı şekil ve sürede buz uygulaması gerekmez. Detayları doktorunuz size anlatacaktır. Birde buz uygularken aralıksız uzun süreli ve cilde direk uygulamalardan kaçının. Aksi taktirde buz yanıkları meydana gelebilir.
  4. Ameliyat bölgesinin yeteri kadar korunması gerekir. Vücudunuz size uyarı verir bu konuda onu dinleyin. Kendinizi ilk 2 hafta çok yormamaya çalışın. Dinlenme sürenizi biraz daha fazla tutun. 
  5. Herşeyden önemlisi ağrınızın az olması için doktorunuza yeteri kadar güven duyun. Onun dediklerine harfiyen uyun. 


Sonuç olarak; ağrı vücudun en önemli savunma mekanizmalarından birisi. O bölgede yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu gösteriyor. Biz ameliyat kesisi yaptığımız için o bölgede yolunda gitmeyenin ne olduğunu biliyoruz. Ancak yukarıda bahsettiğim normal gidişat dışında extra bir ağrınız olacak olursa mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Kanama, enfeksiyon gibi bir istenmeyen durum meydana gelmiş olabilir. Doktorunuz hemen gerekeni yapacaktır.

20 Aralık 2016 Salı

Yüze Yağ Enjeksiyonu

yüze yağ enjeksiyonu

Estetik görüntünün çok önemli olduğu, zaman içinde gelişen teknik ve teknolojiler ile beraber de fazlaca bir uygulama alanının kendini gösterdiği günümüzde, plastik cerrahi çerçevesinde uygulanan yağ enjeksiyonları da fazlası ile rağbet görmektedir. Yaş ilerledikçe deri esnekliği azalır. Bunun yanı sıra deri altı yağ dokusu canlılığını ve kıvamının yanı sıra miktarını kaybeder. Bu durum özellikle yüz bölgesindeki derinin kırışık ve hatta sarkık görünmesine yol açar. Yağ enjeksiyonu ile deriyi bir nevi gererek daha fresh bir görünüm kazandırabiliyoruz.

Gençleşmek İçin Yüze Yağ Enjeksiyonu


Yağ hücrelerinin bir takım işlemlerden geçirilerek saflaştırılması, fibröz dokularından arındırılması ve bu işlemler için bir takım cihazların geliştirlmesi ile yüze yağ enjeksiyonu daha da yaygın şekilde yapılmaktadır. Plastik cerrahi bilim dalı hem estetik amaçlı, hem de onarıcı görevleri olan bu hücrelerin enjeksiyonunu incelemektedir. Bu hücreler yüze enjekte edildiğinde buradaki hücre tipleriyle kaynaşıp yüzü de gençleştirirler. Bu nedenle de genç kalmak isteyenler için yüze yağ enjeksiyonu fazlası popülerdir. Aslında bizim yapmayı amaçladığımız şey daha genç bir görünümden ziyade yaşının iyisi yani bakımlı ve canlı bir görünüm sağlamaktır.

Yaş ilerledikçe yumuşak dokular da azalırlar. Özellikle de orta yüz hatlarında ve gözlerin çevresinde bu azalmayı görmek daha mümkündür. Cilt altı dokusunun zayıflaması ve incelmesi de yine bununla ilgilidir. Yüz hatlarında çizgilerin oluşması, sertliklerin meydana gelmesi gibi durumlarda, bilhassa da orta yaşlarını yaşayan kimselerde yüze yağ enjeksiyonu daha yaygın şekilde uygulanmaktadır.
Sık olarak uygulanan bölgeler mercek altına alındığında ise şakakları, göz çevresinin, göz altlarının, orta yüzün ve burun dudak çizgilerinin öne çıktığı görülebilir. Alt çene kemiği kenarları da bu uygulamaların yapıldığı yerlerdir. Yüzün farklı kısımlarına da yağ enjeksiyonu yapılabilir.

Nasıl Yapılır, Etkileri Nelerdir?


Yağ enjeksiyonları temel olarak iki etki gösterir. İlk etki dolgu etkisi, diğer ise yenileyici etkidir. Dolgu etkisi ile enjekte edilen bölgenin yeni hücrelere sahip olması ve yüz konturunun da değişmesi sağlanır. Çizgiler bu şekilde doldurulur. Elmacık kemikleri, dudaklar gibi kısımlara en çok bu etki için yağ enjektesi yapılır. İkinci etki olan yenileyici etki ise yağ hücrelerinin su tutarak daha nemli bir cilde sahip olmamızı sağlaması, dolayısı ile tazeleyici etkilerde bulunmasını kapsar. Bu şekilde daha genç bir görünüm elde edilir.

Enjektör ve özel yapım ince kanüller ile vücudun herhangi bir yerinden alınan yağ dokusu saflaştırılarak enjeksiyona hazır hale getirilir. Yüzdeki gerekli bölgelere bu yağ hücrelerinin enjeksiyonu sağlanır ve işlem tamamlanır.

Bölgesel yağ enjeksiyonları lokal anestezi ile yapılabilir. Bütün yüze yağ enjeksiyonu yapılacaksa hastanın konforu açısından genel anestezi tercih edilmelidir. Her ne kadar uygulama yapılan alana göre değişkenlik gösterse de, uygulama süresi yaklaşık olarak 1 saattir.

14 Aralık 2016 Çarşamba

Neden meme altından silikon takmayı tercih ediyorum ?

meme altından meme büyütme


Meme büyütme estetiğinde 3 ayrı bölgeden yapılan cerrahi insizyon ile ameliyat gerçekleştirilebilmektedir. Bunlar meme altı, meme ucu ve koltuk altıdır. Her cerrahin kendine göre daha çok tercih ettiği giriş yeri mevcuttur. Meme altından giriş ilk zamanlarda en çok kullanılan teknikken zamanla bir dönem meme ucu ve son zamanlarda da koltuk altından meme büyütme işlemi popüler olmuştur.

Meme altında kalan çizgiden kurtarıp meme ucunda renkli kısım kenarında ya da koltuk altında cerrahi girişim izini gizlemek amacıyla bu teknikler geliştirilmiş. Göğüs kafes yapısı ve memeleri simetrik kişilerde hangi yöntem ile yapılırsa yapılsın zaten sonuç güzel olmaktadır. Meme ucu ve koltuk altından konulduğunda bu tip memelerde meme derisinde iz de olmaz. Ancak hastaların neredeyse yüzde 90'ın da memeler simetrik değildir ve bir çoğunda da göğüs kafesinde şekil bozukluğu mevcuttur. İşte koltuk altı ve meme ucu teknikleri bu hastalarda uygulanıldığında ne yazık ki sorunun çözülmesi çok mümkün olmamaktadır.

Koltuk altı tekniği kullanımı arttıkça memenin dış tarafta kalması, ya da silikonun yüksekte kalması gibi sorunlar görülmeye başlanmıştır. Meme ucundan yapılan meme büyütmelerde ise meme başı duyusunda kayıp ve büyük silikon konulduğunda giriş yerindeki cerrahi izin belirgin olması gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu gibi sorunlar ve meme ve göğüs kafesindeki eşitsizliklerin çözülmesindeki sıkıntılar nedeniyle meme altı yöntem tekrar popüler olmuştur. Günümüzde meme büyütme konusunda otör sayılan bir çok plastik cerrah bu yöntemi tercih etmektedir. Ben de zaman içinde ameliyat yaptıkça tecrübem arttıkça aynı fikri benimsedim. Şimdi de neden meme altı girişi tercih ettiğimi maddeler şeklinde anlatmak istiyorum.

Meme altından yapılan meme büyütme



  1. Meme dokusunun göğüs kafesi ile yaptığı doğal bir kıvrım vardır. Meme büyütmede cerrahi iz kolaylık burada saklanabilir.
  2. Memelerin göğüs kafesinde yapışma yerleri farklı olabilir. Meme altı kıvrım yeniden meme altı giriş ile oluşturularak memeler arası mümkün olan en yakın görüntü sağlanır.
  3. Meme protezi iki taraflı olarak istenilen yüksekliğe konabilir. Meme dokusunda hafif ptozisi yani şaşılığı olan memelerde dual 3 plan uygulaması ile protezin daha çok meme altında kalması sağlanır.
  4. Meme büyütme ile birlikte dikleştirme gerektiğinde kolaylıkla bu işlem aynı cerrahi kesi ile birleştirilerek yapılabilir.
  5. Yara izi iyileşme sorunu olmayanlarda memede kalan iz belli belirsizdir. Koltuk altından girişteki gibi askılı tişörtte belli olmaz. Meme ucundan girişteki gibi meme ucunda iz yoktur.
  6. Her türlü memede yapılabilir. Mesela meme ucu çok küçük ise meme başından meme büyütme işlemi yapılmaz.
  7. Memeler arasındaki boyut ve şekil farklarını düzelmede diğer tekniklere göre daha başarılıdır.
  8. Ameliyat sonrası az da olsa kanama olursa, memeye müdahale meme altından yapılır, teknik ne olusa olsun. Meme ucu veya koltuk altından meme protezi konan kişilerde ikinci bir iz eklenmiş olur.
Sonuç olarak; bazı seçili vakalar haricinde meme altından kesi yapılarak meme büyütme yapmak diğer yöntemlere göre çok daha avantajlıdır.


5 Aralık 2016 Pazartesi

Yüz güzelliğini korumak için yapılması gerekenler


Yüzümüz dünyaya açılan penceremiz, iş ve sosyal hayatımızda kartvizitimiz de diyebiliriz. İlk kelimeler ağzımızdan çıkmadan önce insanlar öncelikle yüzümüze bakarak bizi değerlendirirler. Kanımca en değerli vücut parçamızı iyi korumamız hayatta daha başarılı ve mutlu olmamızı sağlayacaktır.
Allah vergisi yüz güzelliği olanlar zaten baştan bir sıfır öndedirler hayatta. Ama yaş ilerledikçe özellikle 30’dan sonra yüzde bir takım olumsuz değişiklikler olur. Hayatın yorgunluğu ayna gibi yansır yüzümüze. Neden her yaşta olduğumuz yaşın en sağlıklı ve mutlu görüneni olmayalım. Teknoloji gelişiyor. Düzenli olarak yapılan ufak estetik dokunuşlar ile daha iyi görünmek mümkün.

Yüzü korumak

Tüm sağlık işlemlerinde olduğu gibi aslında ilk yapılması gereken var olanı korumaktır. Yaş ilerlediği için tamamen koruma mümkün değil ama birde olabilecek, yapılabilecek şeyler var. Bu bir süreç ve herkes için yapılacaklar farklı ama kısaca bahsetmekte yarar var. Öncelikle yüz derisinin nemini, canlılığını ve gerginliğini korumak gerekir. Yüze yaştan sonra en çok zarar veren şey güneş ışınlarıdır. Yaz aylarında çok sıkı, kış aylarında da gerektiği kadar korunmak gerekir. Mümkünse güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamak, mümkün değilse çok iyi bir güneş koruyucu kullanmak gerek. Şapka da çok faydalı olur. 
Başka bir olmazsa olmaz kural mutlaka nemlendirici ürünler kullanmak. Cilt yapısına ve değişen mevsimlere göre uygun nemlendirici şart. Makyaj malzemeleri kaliteli markalardan seçilmeli. Çünkü adi malzemeler cilde çok zarar veriyor.
Botoks ve dolgu gibi medikal estetik ürünlerle yüz korumadan bahsedecek olursak: bunlara başlama yaşı yine kişinin yüz ve deri yapısına göre değişir. Yüzde kırışıklıklar oluşmaya başlayınca hemen özellikle botoks ile müdahale etmek gerekir. Çünkü bu kırışıklıklar düzeltilmezse ciltte kırılmalar meydana gelir ki geri dönüşsüzdür. Dolgu ile de oluşan çukurlukları düzelterek derinin nem dengesini de koruyabiliriz. Çünkü dolgular su tutucu maddelerdir.

Yüzü düzeltmek

Kendimiz ve toplumun çoğu tarafından beğenilen hatlara sahip olmak hiç de zor değil. Bazen burundaki şekil bozukluğu bizi olduğumuzdan ciddi ve büyük gösterebilir. Mimiklerimiz bize devamlı ağlıyormuş gibi izlenim verdirebilir. Tüm bunlar ve daha fazlası burun estetiği ile uygun bir bakış açısı gözetilerek düzeltilebilir.
Yüzde yapılan estetik girişimler bir bütündür. Yüzün tümü değerlendirilmeli ve bu yapılırken hastanın beklentileri de dinlenmelidir. Bazı problemler ameliyat dışı işlemler ile düzeltilebilirken bazıları için ameliyat dışı düzeltme yöntemi mümkün olmayabilir. Bunların hepsini değerlendirebilen bir hekim ile yol almak sanırım insana kendini daha güvende hissettirir.
Yüzde ilk baktığımız özellik uyumdur. Kaş, burun, ağız ve çene yüzün en çarpıcı bölgeleridir. Buralardaki problemler yüz çeperine uygun olarak düzeltilirse yapılacak ufak cerrahi dışı işlemler ile kalıcı bir güzellik elde etmek mümkün olur. Yüzde ikinci olarak dikkat çeken ana yapı yüzün örtüsü yani yüz derisidir. Gerideki lekeler, izler, benler ve mat görünüm yüz güzel bile olsa yüzün güzelliğini kamufle eder. Cilde uygulanan PRP, vitamin, peeling gibi yöntemler ile sorunlar aşılabilir. Ana hatlarda yapılan cerrahi değişiklikler kalıcı iken yüz derisi bitki gibidir. Düzenli bakım gerektirir. Bu bakım sizi yormaz, sonuçlarının verdiği keyfe değer. 
Sonuç olarak; burada kısaca bilgi vererek fikir sahibi olmanızı istediğim yüz bakımı için mutlaka uzman görüşü alarak yolunuzu çizmeniz gerekir. Yapılacak bir hata yüzünüzde ömür boyu kalıcı iz bırakabilir. Yüz bakımı multidisipliner bir süreçtir. Estetik cerrah, estetisyen, güzellik uzmanı ve makyaj uzmanı tarafından yürütülmelidir.