25 Nisan 2016 Pazartesi

Ameliyat korkusu

Bazı sözcükler, olaylar, yerler insanda bir ürperti ve endişe yaratır. Ameliyat ve ameliyathane bu söylediğime iki örnek. Kim ameliyat olmayı ve ameliyathaneleri sever ki? Mesleği ameliyatla ilgili olan kişiler sevebilir. Zaten onlar bahis konusu dışı. Hastanelerin yüzü soğuktur denir. Doğrudur. Hasta olmayan bir insanın hastanede işi ne? Ameliyathane ise sanırım morgdan sonra hastanenin en korkulan yeri. Birde içeride ne olup bittiği bilinmediği için merakla karışık bir korku sarar bünyeyi.

Biz hekim olunca, üstelik cerrah olunca ömrümüz hastanelerde hatta ameliyathanelerde geçiyor. Dolayısı ile neler olup bittiğini, korkulacak ve endişeye gerek olmayacak yanlarını biraz anlatmak istiyorum. Önce hastalığı nedeniyle veya bizim branşta olduğu gibi estetik sıkıntısı nedeniyle ameliyat olmak durumunda kalan kişiler açısından bakalım:
Ameliyat öncesi kişilerin en büyük korkusu anesteziden uyanabilir miyim düşüncesidir. Bu korkuyu yaratan en önemli iki unsur geçmişte yaşanmış olumsuz hadiselerin bilinmesi ve oto kontrolün tamamen başkalarının eline geçmesinin yarattığı endişedir. Her iki korkuda hastalar haklıdır. Sonuçta gerek vücut bütünlüğünün bozulmasına sebep olan cerrahi girişim gerekse kişinin narkoza girmesine neden olan anestezi uygulaması illaki içinde riskler taşır. Biz hekimler bu risklerin neredeyse tamamını bilir ve bunlara elimizden geldiği veya tıbbi teknolojinin izin verdiği ölçüde dikkat ederiz. Ancak her şeyi doğru yapsanız da, her şey yolunda gitse de bazen hastamızda bazı komplikasyonlar hatta ölüm görülebilmektedir. Son yıllarda farkındaysanız bu tür haberleri daha az duyar olduk. Bütün alanlarda olduğu gibi anestezi ve cerrahide de hem teknoloji hem de teknik ve tecrübeler gelişiyor. Her kaybedilen veya komplikasyona uğrayan hasta bize o duruma sebep olan şeyden nasıl korunacağımızı öğretiyor. Bu söylediğim sizi korkutmuş olabilir. Ancak sadece tıp değil bütün alanlarda gelişmeye sebep olan şey gereklilikler olduğu kadar yaşanan acı tecrübelerdir. Hatırlarsanız bundan çok değil 20-25 yıl önce evlerimizde fosur fosur sigara içilir, hatta masalarda 10-15 paket sigara durur, misafire bunlar ikram edilirdi. Sanırım o zamanlar sigaranın zararları bu kadar bilinmiyordu. Şimdi bırakın evleri lokantalarda veya cafelerde bile içilemiyor. Olan o dönemde sigaraya maruz kalanlara oldu. İşte ameliyatlar konusu da böyle. Geçmiş dönemlerde anestezi komplikasyonlarından olsun, cerrahi komplikasyonlardan olsun çok hasta kaybedildi. Günümüzde hasta kaybı neredeyse hiç yaşamıyoruz. Tabi kişinin bilinen veya bilinmeyen bir kronik hastalığı yoksa.

Bilinen veya bilinmeyen bir hastalık nedeniyle ameliyatta hasta kaybetme konusunu biraz açalım. Ameliyatları ikiye ayırabiliriz. Birincisi mecburi ameliyatlar: örneğin akut apandisit, silahla yaralanma vs. İkincisi mecbur olunmayan ameliyatlar: örneğin estetik ameliyatlar vs. Kişileri de kalp, tansiyon diabet vs gibi kronik hastalığı olan ve olmayan olarak ikiye ayırırsak konuyu anlamamız daha kolay olur. Mecburi ameliyat olması gerekenlerde kronik hastalığı var mı yok mu aranmaz. Çünkü zaten ameliyat olmazsa hasta kaybedilecektir. Mecburi durum ile kronik hastalık bir araya gelirse ölüm riski yükselir. Ama yapacak bir şey yok. Hekim en iyi şekilde elinden geleni yapacaktır.

Asıl konu mecbur olunmayan ameliyatlardaki durum. Benim branşım olan estetik ameliyatlarda kişinin kronik bir hastalığı yoksa kolay kolay hastayı kaybetmeyiz. Çok büyük bir şanssızlık olması gerekir. Ameliyat esnasında hastanın kalp krizi geçirmesi gibi. Kalp krizinin ne zaman geleceği bilinmez. Zaten ameliyatla da bir alakası yoktur. Ameliyat olmasa da kişi o saatte kalp krizi geçirecektir. Bunun gibi bir durum olmadıkça dediğim gibi sorun çıkmaz. Aslına bakarsanız ameliyat esnasında, anestezi altında hasta normal hayatındakinden çok daha güvendedir. Çünkü bütün hayati fonksiyonları bizim elimizin altındadır. Hatta az önceki örneğe dönecek olursak kalp krizi geçireceksek keşke ameliyattayken geçirsek. Çünkü evde, sokakta geç kalma riski çoktur. Ama ameliyattayken anında müdahale edilerek hastanın kurtulma şansı artar.

Mecbur olunmayan ameliyatları planlarken kronik hastalıkları çok iyi araştırmak gerekir. Bazen hastalar bunu saklama eğiliminde olabilir. Hekim de hastaya inanır tetkik ve ön muayenesini eksik yaparsa veya hasta hastalığını bilmiyorsa o zaman hem hekime hem hastaya allah yardımcı olsun. Benim ameliyatlarım mecburi olmayan grubuna girdiği için çok dikkat etmem gerekiyor. Hastamı önceden herhangi bir hastalığı var mı diye sorgularım. Bununla yetinmem ameliyat sabahı bütün tetkiklerini yaptırırım. Ayrıca anestezi doktoru muayene eder. En ufak bir şüphe duyarsak ameliyata hastayı almayız. Burnunu, memesini düzelteceğiz diye kişiyi canından etmenin bir anlamı yok.

Peki kronik hastalığı olanlar örneğin estetik ameliyat gibi mecburi olmayan ameliyatları olamayacak mı? Tabi olabilirler. Burada dikkat edilmesi gereken husus şu: kişinin kronik hastalığı tam tanımlanmalı, kişi o hastalığının aktif döneminde olmamalı. Örneğin diyabet hastasının şekeri düzenlenmiş olmalı, tansiyon hastası bir süredir yüksek ölçülmüş tansiyon değerlerine sahip olmamalı. Kim bunu tayin edecek? Burada bence bunu tayin edecek kişi, hastanın kronik hastalığını takip ve tedavi eden doktor. Ben kronik hastalığını bana ifade eden hastaya doktorundan hastalığının kontrol altında olduğu, bahsi geçen ameliyatı olabileceği yönünde bir yazı istiyorum. Böylece hem hastamı hem de kendimi korumuş oluyorum. Eğer hasta bana kronik hastalığını söylememişse yada ameliyat sabahı bu durum ortaya çıkmışsa ameliyatı iptal ediyorum. Tedavisi sonrası, doktorunun izin yazısıyla tekrar başvurmasını öneriyorum.

Sonuç olarak konuyu toparlarsak; ameliyat korkusu normaldir. Bunu herkes yaşar. Ama doktorunuzdan hiçbir rahatsızlığınızı gizlemezseniz yada doktorunuz her tür tedbiri alırsa günlük hayatınızda, trafikte, sokakta hatta evinizde olduğunuzdan çok daha güvenli bir ortamda olursunuz.

22 Nisan 2016 Cuma

Ameliyatsız Burun Estetiği


Ameliyatsız Burun Estetiği Nedir?


Normal yapılan burun estetiği operasyonlarından ayrı olarak ameliyatsız burun estetiği hızlı sonuçlar vermektedir. Ayrıca normal ameliyatlardan daha düşük maliyetleri bulunmaktadır. Şayet hastanın burun yapısı uygunsa normal burun estetiği yerine ameliyatsız işlem yapılması tercih edilebilir. Her ameliyatta belli riskler vardır örneğin enfeksiyon ve kanama her cerrahi işlemde olabilir. Ancak burada herhangi bir cerrahi girişim olmadığından bu riskler de ortadan kalkmış olmaktadır. Artık gelişen teknoloji ile tıpta büyük ilerlemeler kat edilmiş ve eski dönemler ile karşılaştırıldığında kişinin normal yaşantısına çok daha çabuk döndüğü görülmektedir.

Yüz İle Orantılı Bir Burun


Hepimizin burnu ilk bakıldığında fark edilen ve dikkat çeken organlarımızdan biridir. Yüzün şeklini, duruşu etkileyen burunun düzgün bir görüntü için yüze nasıl entegre olduğu, orantısı çok önemlidir. Yüzün duruşunu kesinlikle büyük ölçüde etkileyen burnun yüze göre büyük, küçük, dar veya geniş olabilir. Şüphesiz ki burunun yüze orantısı ve görünüşü bizi büyük ölçüde estetik anlamında etkilemektedir. Bu nedenle burnunun görünüşünden şikayetçi olanlar estetik cerrahına başvurarak ameliyatsız burun estetiği konusunda değerlendirmeye alınabilirler.

Ameliyatsız Burun Estetiğinde Neler Yapılmaktadır?


Yapılan bu işlemde botoks ayrıca dolgu malzemeleri kullanılır. Yalnızca burun çizgileri, çöküntüleri, burun ucunda olan düşüklük, kontur bozukluğu ve üst yüzeyde bulunan anomaliler düzeltilerek, burnun şekil düzeltmesi yapılır. Ancak ameliyatsız burun estetiği ile küçültme işlemleri yapılamaz. Kişi burnunun küçültülmesini istiyorsa veya daraltma,kısaltma gibi beklentileri varsa bu yöntem tercih edilmez, uygun bir işlem değildir. Burnun asıl şeklinde ve boyutunda oynama yapılacaksa burun estetiği ameliyatı ile gerçekleştirilmelidir.

Botoks yapılırken burun sırtında olan tavşan çizgileri (bunny lines) çözüme kavuşturulur. Şayet burun ucunu çeken kas çalışıyor, yani konuşurken burun ucu oynuyorsa burun ucundan kaldırma yapılabilir. Botoks uygulamasının ne kadar etki göstereceği işlem öncesinde burun mimik testleri ile belirlenmektedir.

Hızlı Ve Etkili Bir Çözüm Yolu

İşlem genelde 15 dakikada sonlanmaktadır ve işlem yapılmadan önce kişinin tam olarak ne istediği değerlendirilir. İşlemin ardından en iyi sonucun alınması için doktor ve hasta iyi bir iletişim içinde olmalıdır. Ameliyatsız burun estetiği ile şayet durumunuz uygunsa kısa sürede istenilen görünüşe sahip olmak mümkündür.

Bir önceki makalemiz olan " göğüs büyütme yöntemleri " adlı yazımızı okuyabilirsiniz.


8 Nisan 2016 Cuma

Göğüs büyütme yöntemleri

Göğüs büyütme ameliyatı yaparken uygulanan cerrahi yöntemler, dünyanın her yerinde geliştirilmeye çalışılıyor. Nasıl daha kullanışlı, daha az iz bırakan, hastayı daha az travmatize eden yöntemler buluruz diye kafa yoruyor plastik cerrahlar. Günümüzde meme altından silikon takarak göğüs büyütme dediğimiz yöntemin uygulanma süresi 1 saatin altına düşmüş durumda. Ameliyat süresini kısaltmak neden önemli diye düşünebilirsiniz. Malum en basit ameliyat bile içinde komplikasyon riski barındırır. Ameliyat süresi uzadıkça anesteziye ve diğer faktörlere bağlı komplikasyon riskleri artar. By-pass yapan kalp cerrahları bile artık daha hızlı damar değiştirmekle övünüyorlar ki çok haklılar.

Göğüs büyütme estetiği yaptıran insan sayısı tıpkı diğer estetik ameliyatlarda olduğu gibi giderek yükselen bir grafik halinde. Neredeyse kuaföre gitmek kadar doğal bir işlem haline geldi. Yakın zamana kadar insanlar estetik olduklarını başkalarından saklama eğilimindeydi. Artık başta burun estetiği olmak üzere tüm estetik girişimlerin saklanacak hali kalmadı. Zaten saklamak da gerekmiyor. Çünkü buna toplumun bakış açısı da değişti. En muhafazakar kesimde bile göğüs büyütme ve diğer estetik ameliyatlar normal karşılanmaya başladı. Tabi bu durum bugüne kadar toplum baskısıyla estetik olmak istediği halde yaptıramayan insanlar kadar biz estetik cerrahları da rahatlattı. Sadece işlerimizin artmasını kastetmiyorum. Hastamızın yakınlarına göğüs büyütme yaptık yerine kist aldık vs demek zorunda kalabiliyorduk. Beyaz yalanlar yani.

Göğüs büyütme yöntemleri gelişiyor dedim, biraz detaylandırayım. İşin tıbbi, cerrahi yönü kadar kozmetik ve sosyal yönü de önemli. Aslında en sık uyguladığımız yöntem olan meme altından kesi yöntemi, bence en düzgün sonucun çıktığı yöntem de aynı zamanda. Öyleyse bizi başka göğüs büyütme yöntemleri aramaya iten nedir? Bu sorunun cevabı kalan izden duyulan rahatsızlık. Estetik ameliyat denince hiç iz kalmadan eskisinden iyi hale getirmek zannediliyor. Oysa kesi ile yapılan estetik girişimlerde iz kalmamsı mümkün değil. Ancak iz yapacak kesiyi yaptığımız yer ve kesi açısı çok önemli. Birde tabi dokuyu travmatize etmeden ameliyatı yapmak ve dikişleri tekniğine uygun koymak işin püf noktaları. Koltuk altından, göğüs ucundan ve hatta göbek deliğinden silikon koymak işte bu iz kaygısından kaynaklanıyor.

Göğüs büyütme yöntemleri konuşulurken bahsettiğimiz iz konusu bence kişiler tarafından abartılıyor. Göğüs altında iz istemeyen hanımlar koltuk altı veya göğüs ucu tekniği ile silikon taktırıyorlar. Burada önemli olan silikonun neden taktırıldığı. Göğüs bir kadın için çok önemli bir yapı. Çok boyutlu bir gereksinim. İşin cinsel boyutu var, kadınsı hissetme boyutu var, giysi uyumu açısından sosyal boyutu var, kendini beğenme, kendine güvenme açısından psikolojik boyutu var. Var da var. Silikon bütün bu sorunları düzeltirken göğüs altı kıvrımında, neredeyse belli olmayan, olsa da eşinden başka kimsenin görmediği( ki eşin göğüs büyüdükten sonra izi, gözü bile görmüyor ) bir ize takılarak macera aramanın gereği yok. En uygun teknik neyse onu yaptırmak gerek. Bu yüzden ben diğer teknikleri kullanmıyorum.